Uzaktan Çalışma Çağında Disaster Recovery Stratejileri ve İş Sürekliliği

Anasayfa | Blog | Uzaktan Çalışma Çağında Disaster Recovery Stratejileri ve İş Sürekliliği

Uzaktan Çalışma Çağında Disaster Recovery Stratejileri ve İş Sürekliliği

25 yıldır özel sektörde çalışan birisiyim. Birçok sektörde hizmet verdim ve işim gereği herkes gibi sürekli bilgisayar başında birçok iş ürettim. Yeri geldi, uzaktan bağlantı yaparak işlerimi yürütmek zorunda kaldım. İş hayatının normal olarak ilerlediği dönemlerde bile verilerimizin güvenli bir şekilde depolanması için çalıştığımız yerlerde kullandığımız uzaktan bağlantı araçlarına kadar BT departmanlarının protokollerine göre hareket ediyorduk. 

2000’li yıllarda modern bulut kavramının doğmasıyla birlikte birçok verimizi cloud tarafında depolamaya da başladık. Önce yedekleme mantığıyla yaklaşsak da zamanla cloud, sistemin ta kendisi haline geldi. Hatta birçok kurum için fiziksel sunucular birer “yedeğe” dönüştü. Bu dönüşümle beraber başka bir gerçeklik daha ortaya çıktı: Disaster Recovery (DR)  artık bir “opsiyon” değil, iş sürekliliği için temel bir ihtiyaçtı. 

Pandemiyle birlikte uzaktan çalışmanın normalleştiği bir döneme girdik. Bu süreçte kurumların en çok zorlandığı alanlardan biri de felaket kurtarma senaryolarıydı. Çünkü artık sistem odalarının kapısını açıp “reset” atmak mümkün değildi. Her şeyin uçtan uca erişilebilir, hızlı toparlanabilir ve eş zamanlı yedeklenebilir olması gerekiyordu. Yani klasik yedekleme mantığı yerine senaryo tabanlı, gerçek zamanlı ve test edilmiş Disaster Recovery stratejilerine bıraktı. 

Benim gözlemim şu oldu: Şirketler dijitalleşmeye yatırım yaparken, işin görünmeyen kısmı olan kriz anı planlamasını çoğu zaman ikinci plana atıyor. Oysa veri kaybı, sistem çökmesi ya da siber saldırı gibi riskler sadece teknik birer detay değil. Bunlar, doğrudan şirketin itibariyla ve iş sürekliliği ile bağlantılı. Disaster Recovery stratejisi olmayan bir yapı, sadece teknolojik değil, stratejik olarakta risk altındadır. 

Peki, günümüz koşullarında güçlü bir DR stratejisi nasıl olmalı? 

  • Cloud native çözümlerle entegre çalışmalı 
  • Otomatik yedekleme sistemleriyle desteklenmeli 
  • Test edilebilir ve düzenli olarak simülasyonlarla kontrol edilmeli. 
  • Ekiplerin rollerinin net tanımlandığı aksiyon planları içermeli 
  • Ve en önemlisi, güncel tutulmalı. 

25 yılın bana öğrettiği en önemli şeylerden biri şu oldu: Kriz anları gelip çattığında kimin ne yapacağı belli değilse, en sağlam sistem bile saniyeler içinde işlevsiz kalabilir. Teknolojinin hızla ilerlediği bu çağda, veri kaybı artık “olabilir” bir hata değil. Telafisi pahalı, itibar kaybı ise ölçülemez hale geliyor. 

Sonuç olarak, uzaktan çalışmanın kalıcı hale geldiği bu dönemde; lokasyon bağımsız çalışan ekipler, dağıtık sistemler ve çok katmanlı uygulamalarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla disaster recovery, artık sadece BT’nin konusu değil. Tüm organizasyonun sahiplenmesi gereken hayati bir sorumluluk. 

Bugün bu yazıyı okuyan bir yöneticinin veya teknik uzmanın aklında sadece şu soru kalsın isterim: 

“Yarın sistemleriniz durursa, gerçekten hazır mıyız?”

Bize Ulaşın
Kozyatağı Mah. Gülbahar Sok. Ar Plaza C Blok No:13/3 K:4 Kadıköy/İstanbul
info@everhub.com.tr
+90 216 210 19 03
Bize Ulaşın
Formu Doldurarak Bize Ulaşabilirsiniz